Let's take a walk..

zaman unutturmaz ; uyuşturur.

Tuana ve Mavi

T

karanlık bastı yüreğim

ay karanlık bu gece

gece güneşe dargın

ben sana

toprak yağmura küsmüş

yağmurun haberi yok

M

oysa şimdi ben

bir çocuk kadar masum hallerimle

yağmura küsen toprağın çamurunda

kirlendim senin haberin yok

T

oysa ben

bulutların gönderdiği

minik su damlası

boynu ilkbahar mavisi kokan

minik bir kız çocuğu için

sızım sızım sızlayan

bir yağmur damlası

M

Bense yağmurda ıslanmaktan korkan

küçük bir kız çocuğu

korkuyorum

şiddetli ve gürültülü

yağmurlardan

dahası sırılsıklam olmaktan

korkuyorum

bardaktan boşalırcasına

üzerime yağmandan

alışkın değilim ya

sevmiyorum hani üstelik

T

oysa ki

tanışmadık bile

adım tuana

cennetten düştüm senin için

sadece tek bir damla

masum,ılık ve şefkatli

bardaktan boşalamayacak kadar tenha

kalp taşıyan

sana damlamak isteyen

cennetten gelen

ben

adım tuana

M

oysa tuana

toprak kahırlı bugün

ay bulanır elimin kirli sularına

esmer bir kadındır yağmurlar

içimin kuraklığına yağan

gök maviesi gözlerim

ayartır geceyi

aslında sen hayat katarsın tuana

fakat

kuşlar uçarlar kendi özgürlüklerine

kırılır saçları sevgilerin

ve ben senin cennetine küserim

T

Tanrı öfkelenir

ve geri çağırır tuanayı cennetine

haramdır artık

kurak topraklara düşmek

kimse bilmez

tutulmuştur minik tuana

gök maviesi o gözlere

karşı gelmez tanrıya

lakin devam eder düşmeye

mavienin kulaklarına fısıldayacak kadar alçalır

ve fısıldar

istersen yanında kalabilirim!!!



Boy Weriyorum ; Hayat Çok Derin !

 

İçsem ya bugün;dibine wura wura,şaraba susamış gibi,herşeyi tekrar derinden hissederek,kanatana dek!..

Sonra sarhoşken söylesem sana söylebileceklerimin geri kalanlarını,”duyamadağın kadarını”..Sende ”anlam weremediğim” gittiğin o yerden izlesen gülerek; ordakilere de desen,anlatsan peydah olduğum günden itibaren bütün hatıraları,aklında kalanları , ”bu benim kızım” diye böbürlenerek! We bende zewk alsam ”bizi” anlattığın insanlardan bizi dinlemeyi…

Beynimde saklı tuttuğum ne warsa dökebilirim bugün senin için..Ellerime,yüreğime hükmedecek bir kafes yok çünkü bugün,sadece bugüne özel..

Ellerimle ”sen”ii sakladığım kafesten azad ediyorum bugün;doğum gününü kutlayasın diye…Yine sana sürprizler yapılsın,hediyeler alınsın diye;sewdiklerini kucak dolusu öpebilesin diye;bugün dünyanın en mutlu insanı hisset kendini diye; çünkü ”sen” gülersen ”biz” zaten güleriz diye işte…

Ya da durdurayım ben en iyisi hani şu beynimde hapsettiklerim warya,işte onları..Çünkü daha yıllarca susmadan anlatabileceğim öyle güzel ”senli” hikayelerim war ki aslında ; lal olmayı yeğliyorum.

Çünkü başlarsam anlatmaya herkes dewam eder meraklı gözlerle sormaya ”ee sonra?” diye!

Çünkü başlarsam anlatmaya kıskanır herkesler bizi,imrenirler !

Çünkü başlarsam anlatmaya isterim geri saçlarımda ellerini !!…

Çünkü başlarsam anlatmaya..Kızarım sonra sana boy werip dibisini gördüğüm için hayatın !

Çünkü başlarsam anlatmaya kızarım sana hikayemizi yarım bırakıp gittiğin için !

Çünkü başlarsam anlatmaya küfrederim sabaha kadar,ağzıma alıştırdıklarının hepsini tek tek telafüz ederim,yorulmam !

Ama ben bugün içerim ya hani,dinlerim iron&wine’dan fever dream’i,doğana kadar bilmemnesine koyduğumun güneşi; giderim dümdüz ana awrat yokuş yukarı,yokuş asağı farketmez; siyahları da giyerim,yasımı da tutarım en içimden,en derininden;hayat okyanusunda boy werdiğim yerden,kime ne..!

Elini eteğini çekip gittin ya bu ewrenden erkenden,tam da tadın damağımdayken…

Yok yok unut gitsin hepsini..Ben sadece çok özledim BİZ’i senin üzerin örtüldü örtüleli …